Eduard Konrad Zirm (1887-1948)
Kornea nakli konusunda ilk başarılı deneyler, hayvanlar üzerinde yapıldı. 1837 yılında Samuel L. L. Bigger (1809-1891), henüz ölmemiş yaralı bir ceylandan, yani canlı bir donörden aldığı kornea dokusunu başka bir ceylana 1835 yılında başarıyla naklettiğini raporladı. Bu çalışma, ilk başarılı allogreft (aynı türden farklı bireyler arası) denemesi olarak tarihe geçti ve ilerleyen yıllarda insanlar üzerinde gerçekleştirilecek nakiller için önemli bir temel oluşturdu.
Eduard Zirm, Bigger'ın başarılı kornea nakli deneyinde canlı donör kullanıldığı ayrıntısını gözden kaçırmamıştı.
Avusturyalı göz doktoru Zirm'e başvuran hasta, 45 yaşındaki tarım işçisi Alois Glogar'dı. Glogar, kireç yanığına maruz kalmış ve bu nedenle korneaları saydamlığını kaybederek beyaz-gri renge dönmüştü. Muhtemelen tarlada veya ahırda kireç (sönmemiş kalsiyum oksit) ile çalışırken, ani bir rüzgarla havalanan toz gözlerine ulaşmıştı. Kirecin gözyaşıyla teması, yakıcı bir alkali reaksiyon başlatmış ve korneaların hızla zarar görmesine yol açmıştı. Ardından, yanma hissiyle muhtemelen refleks olarak gözlerini ovuşturmuş, ancak bu durum kimyasalın daha fazla yayılmasına neden olmuştu. Yanıktan 15 ay sonra, korneaları opak ve düzleşmişti, ancak göz içi basıncı normaldi. Her iki göz de ışığı algılayabiliyor, sağ göz ise el hareketlerini seçebiliyordu.
Glogar'ı muayene ettiği dönemde, 7 Aralık 1905 tarihinde kliniğe başvuran donör, her iki gözünde ciddi delici yaralanmalar ve geri dönüşü olmayan demir metal yabancı cisimler bulunan 11 yaşındaki Karl Brauer'di. Brauer'in gözlerini kurtarma girişimleri başarısız olmuş, yabancı cisimlerin çıkarılmaya çalışılması sonucunda göz yapıları çökmüştü. Zirm, her iki gözün enükle edilmesi (tamamen çıkarılması) için babasından izin alırken, 70 yıl önce Bigger'ın elde ettiği başarıdan ilham alarak Brauer'in kornealarını Glogar'a nakletmeye karar verdi.
Zirm, gözleri vücut sıcaklığına yakın sıcaklıktaki fizyolojik tuzlu su içinde muhafaza ederken, Glogar’a derin anestezi uygulandı. Ardından, sağ gözün ortasından 5 mm çapında hasarlı kornea dokusu çıkarıldı. Daha önce donör gözden alınan sağlıklı kornea dokusu, bu boşluğa yerleştirildi ve üzerine ince bir katman konularak dikkatlice dikildi. Böylece Zirm, ilk başarılı tam kalınlıkta insan kornea naklini gerçekleştirdi.
Sol göz için, donör korneanın merkezinden küçük bir doku parçası alındı. Hastanın korneasının ortasından aynı boyutta bir parça çıkarıldı ve donör dokusu yerine yerleştirildi. Zirm, greftin tam uyum sağladığını ve bunun başarının en önemli faktörlerinden biri olduğunu vurguladı. Greft, iki yüzeysel dikişle sabitlenerek yerine tutturuldu.
Sol göz için ise donör korneasının merkezinden alınan bir doku parçası, hastanın korneasından çıkarılan aynı büyüklükteki bölgeye yerleştirildi. Zirm, greftin tam uyum sağladığını ve bunun başarının en kritik faktörlerinden biri olduğunu vurguladı. Nakledilen doku, iki ince dikişle sabitlendi.
Bir hafta boyunca her iki nakil de berraklığını korudu. Ancak, iki hafta sonra sağ gözde ağrı başladı ve nakledilen kornea vücut tarafından reddedildi, bu da nakilin başarısız olmasına yol açtı. Buna karşılık, sol gözdeki greft berraklığını koruyarak işlevine devam etti.
Beş ay sonra hastanın görme keskinliği 3/50 olarak ölçüldü, yani başlangıçta görme yetisi yok denecek kadar azdı. Gözlük kullanıldığında ise görmesi 3/20 seviyesine kadar iyileşti. Bu, görme oranının %0’dan %6’ya, gözlükle ise %15’e çıkması anlamına geliyordu. Başka bir deyişle, gözlük kullanımı hastanın görme yetisini 2,5 kat artırmıştı.
Ayrıca, nakledilen korneanın tamamen şeffaf hale gelmesi ve enfeksiyon olmadan iyileşmesi, teknik olarak %100 başarılı bir greft entegrasyonu sağlandığını gösteriyordu.
Günümüzde bile kimyasal yanıklara bağlı kornea nakli vakalarında başarı oranları düşüktür. 20. yüzyılın başlarında, modern mikrocerrahi aletlerin eksikliği, bu işlemi çok daha zorlaştırıyordu. Küçük ve saydam kornea dokusunu hassas bir şekilde yerleştirmek ve sabitlemek, gelişmiş büyüteçler olmadan neredeyse imkansızdı. Eduard Zirm’in gerçekleştirdiği ilk başarılı kornea nakli, dönemin kısıtlı imkanları göz önüne alındığında oldukça dikkate değer bir başarıydı. Gözün şeffaf tabakasını nakletmek, bir saç teli kalınlığındaki dokuyu elde dikiş atmayı denemek gibiydi. Zirm bu zorluklarla karşılaşırken, gelişmiş büyüteçlerin ve mikrocerrahi ekipmanların eksikliği, antibiyotik ve steroidlerin henüz geliştirilmemiş olması ve enfeksiyon riskini azaltmak için gerekli steril tekniklerin sınırlı olması gibi ciddi engellerle başa çıkmak zorunda kaldı.
Zirm'in sağ gözdeki nakilde yaşadığı başarısızlık, büyük olasılıkla greftin tam yerleşmemesi ve enfeksiyonun kontrol altına alınamamasıyla ilişkilendirilebilir. Dönemin koşullarında antibiyotiklerin bulunmaması, nakledilen dokunun enfeksiyon riskini artırmış ve iyileşme sürecini zorlaştırmıştır.
Sol gözdeki naklin başarılı olması, Zirm’in dikkatli cerrahi tekniklerinin yanı sıra, donörün genç olması, Zirm daha sonra Henry Albert Hartmann'a (1860-1952) korneanın iyodoform ve diğer ham antiseptiklerle tedavi edilmediğini ve bunların dokunun canlılığını bozacağını belirtmişti. Zirm daha sonra Henry Albert Hartmann'a (1860-1952) korneanın iyodoform ve diğer ham antiseptiklerle tedavi edilmediğini ve bunların dokunun canlılığını bozacağını belirtmişti. Korneanın özel doğası, Kornealar, vücudun bağışıklık sistemine karşı diğer dokulara kıyasla daha az tepki gösteren "kısmi bağışıklık ayrıcalığına" sahiptir. Bunun nedeni, korneanın damarsız bir doku olmasıdır; yani doğrudan kan damarlarıyla beslenmez. Bu durum, bağışıklık hücrelerinin korneaya ulaşmasını zorlaştırarak nakil sonrası doku reddi riskini azaltır. Ancak tamamen bağışıklık tepkisinden muaf değildir. Ayrıca nakil başarısını etkileyen başka etken de kısmi bağışıklığın yanı sıra kullanılan greftin küçük boyutu da her iki greftin hayatta kalmasını olumlu yönde etki
Sol gözdeki naklin başarılı olmasında Zirm'in dikkatli cerrahi tekniklerinin yanı sıra birkaç kritik faktör rol oynadı. Öncelikle, 11 yaşındaki donörün genç olması kornea dokusunun canlılığını ve iyileşme potansiyelini artırmıştı. Zirm daha sonra meslektaşı Henry Albert Hartmann'a (1860-1952) yaptığı açıklamada, korneayı iyodoform gibi o dönemin kaba antiseptikleriyle tedavi etmediğini, çünkü bunların doku canlılığını bozacağını belirtmişti. Bu bilinçli tercih, naklin başarısına katkı sağladı.
Korneanın kendine has özellikleri, nakil başarısında önemli bir rol oynadı. Kornea, "kısmi bağışıklık ayrıcalığı"na sahip bir dokudur, bu da diğer organlara kıyasla daha az reddedilme riski taşıdığı anlamına gelir. Bunun temel nedeni, korneanın damarsız bir yapı olmasıdır; kan damarlarıyla beslenmediği için bağışıklık hücrelerinin bu bölgeye ulaşması zorlaşır. Bu durum, nakil sonrası doku reddi riskini önemli ölçüde azaltır.
Ancak, korneanın bu özelliği, bağışıklık sisteminin tepkilerinden tamamen muaf olduğu anlamına gelmez. Özellikle alıcının bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkiler yaratan faktörler varsa, zamanla reddedilme riski devam edebilir. Bununla birlikte, kullanılan greftin küçük boyutu (sadece 5 mm) ve damarlaşmanın olmaması gibi avantajlar, naklin olumlu sonuçlanmasına katkıda bulunmuştur.
Zirm, büyük bir yetenek ve vizyon sergileyerek önemli bir başarıya imza attı. Ancak tıptaki pek çok buluşta olduğu gibi, bu olağanüstü başarıda şansın da önemli bir rolü oldu. Örneğin, korneanın diğer organlara kıyasla daha az doku uyumu gerektiren bir yapıya sahip olması, doku eşleşmesi aranmaksızın yapılan naklin başarılı olmasını mümkün kıldı. Ayrıca Zirm, bağışıklık sisteminin tepkilerini o dönemde bilmeden, küçük greftler kullanmıştı ki bu da şans eseri avantaj sağlamıştı.
Ne var ki dönemin bilim insanları dikkatlerini diğer organlara çevirdiğinde, bağışıklık sistemi onlara böyle bir şans tanımayacaktı. Zirm'in 1905 yılında gerçekleştirdiği kornea nakliyle devirdiği domino taşı, günümüzde yılda yaklaşık 185.000 kornea naklinin gerçekleşmesine ve binlerce kişiye görme umudu olmasına vesile oldu.
Yazan: Kamil Hamidullah / KASIM 2023
Önceki güncelleme:
Son güncelleme: Kamil Hamidullah / MART 2025
#AkciğerNakli #PAHSSc #LungTransplant #OrganBağışı #OrganNakli #OrganDonation #EduardZirm #KorneaNakli #LTx #AloisGlogar #KarlBrauer #CanlıDonör #Allogreft